Ankara Bahçelievler Escort
PLATİN ÜYELER
VIP ÜYELER
GOLD ÜYELER
Ankara Bahçelievler Escort
Ankara’nın kalbinde,
Bahçelievler’in o dar sokaklarında akşamüstü yürürken telefonum titreşti. Ekranda tanıdık bir isim belirdi.
Bahçelievler Escort diye kaydettiğim numaradan gelen mesaj kısa ve netti: “Hazırsan gel, seni bekliyorum.” Kalbim hızlandı. Yıllardır bu semtte dolaşıp dururdum ama o gece her şey farklıydı.
Escort Bahçelievler’in en bilinen isimlerinden biri olan Ayşe’yle buluşacaktım. Kapısını çaldığımda o zaten beni bekliyordu; kısa bir elbise, siyah dantel iç çamaşırı ve o bilindik gülümsemesiyle.
İçeri adım attığım anda oda sıcaklığı yükseldi.
Bahçelievler Escort’un bu daireyi nasıl seçtiğini bilmiyordum ama her detay düşünülmüştü. Kırmızı ışıklar, yumuşak kumaşlar, yatakta serili ipek çarşaflar…
Escort Bahçelievler’in elinden çıkan her şey gibi kusursuzdu. Ayşe kapıyı kapatır kapatmaz boynuma sarıldı, dudakları benimkilere değdi. Öpücük yavaş başladı ama hızla derinleşti. Dili ağzımda gezinirken elleri gömleğimin düğmelerini çözüyordu. “Bugün seni yavaş yavaş yiyeceğim,” diye fısıldadı kulağıma. Sesindeki o alçak titreşim omurgamı ürpertiyordu.
Gömleğimi çıkarıp yere attı. Elleri göğsümde gezinirken dudakları boynuma indi. Isırıklar, yalamalar, hafif emmeler… Her dokunuşu kasıklarımı geriyordu. Ben de onun elbisesini yukarı sıyırdım. Siyah dantel sütyeninin altındaki dolgun göğüsleri ortaya çıktı. Meme uçları çoktan sertleşmişti. Avuçlarımla kavradım, başparmaklarımla uçlarını ovdum. Ayşe inledi, başını geriye attı. “Daha sert,” dedi. Emirlerini yerine getirdim. Meme uçlarını parmaklarım arasında sıkıştırırken diğer elimle eteklerini tamamen çıkardım. Altında sadece ince bir string vardı. Kumaş çoktan ıslanmıştı.
Onu yatağa doğru iterken kendimi de soyundum. Ayşe sırtüstü uzandı, bacaklarını araladı. String’i kenara çektim ve dilimi ıslak yarıklarına bastırdım. Tadını alır almaz homurdandım. Taze, tatlı ve biraz da tuzlu… Klitorisini dilimin ucuyla yokladım, yavaşça çevirdim. Ayşe’nin kalçaları yükseldi, elleri saçlarıma gömüldü. “İçine gir dilinle,” diye inledi. Emrini yerine getirdim. Dilimi deliğine soktum, içeri dışarı hareket ettirdim. Aynı anda başparmağımla klitorisini ovuyordum. Bacakları titriyordu. Birkaç dakika içinde ilk orgazmı geldi; kalçaları kasıldı, inlemeleri kesik kesik oldu ve ıslaklığı dilime aktı.
Onu bırakmadım. İki parmağımı yavaşça içine soktum, kıvrık tuttum ve G noktasını aradım. Bulduğum anda ritmi hızlandırdım. Ayşe yastığa yüzünü gömdü, inlemeleri boğuklaştı. “Sik beni,” diye yalvardı. Ama acele etmedim. Parmaklarımı çıkarıp ağzına götürdüm. Kendi tadını yaladı, gözleri yarı kapalı. Sonra kalkıp dizlerinin üzerine çöktü. Benim sertleşmiş sikimi avuçlarına aldı, dilini başının etrafında gezdirdi. Yavaşça ağzına aldı, derinlere indirdi. Boğazının darlığı sikimi sıktı. Ellerim saçlarında, kalçalarımı hafifçe ileri geri hareket ettirdim. Ayşe gözlerini bana dikmiş, ağzını daha da açarak daha derine alıyordu. Tükürüğü çenesinden akıyordu. Bir ara sikimi ağzından çıkarıp alt tarafını yaladı, taşaklarımı emdi, sonra tekrar derinlere indirdi.
Dayanamayıp onu kaldırdım, sırtüstü yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım ve sikimin başını ıslak girişine dayadım. Yavaşça içeri girdim. Her santiminde duvarları beni sıkıyordu. Tamamen gömüldüğümde ikimiz de nefes nefese kaldık. Hareket etmeye başladım; önce yavaş, derin vuruşlar. Ayşe’nin tırnakları sırtıma geçti. “Daha sert… lütfen…” diye inledi. Hızımı artırdım. Yatak gıcırdıyordu, kalçalarımın sesi odada yankılanıyordu. Her vuruşta meme uçları zıplıyordu. Bir elimi boğazına götürdüm, hafifçe sıktım. Gözleri büyüdü ama inlemesi daha da yükseldi. Diğer elimle klitorisini ovuyordum.
Orgazmı yaklaşırken duvarları ritmik olarak kasılıp gevşiyordu. Birden bütün vücudu gerildi, yüksek bir çığlık attı ve ıslaklık sikimin etrafına aktı. Ben de hızımı kesmeden devam ettim. Kendi orgazmım da yakındı. “İçime boşal,” diye fısıldadı. Birkaç sert vuruş daha ve boşaldım. Sıcak dalgalar halinde içine aktım. Her kasılmada biraz daha derine gömüldüm. Sonra yavaşça çıktım; karışık sıvılar uyluklarından aşağı aktı.
Bir süre yan yana nefeslenirken Ayşe elini sikime götürdü, yavaşça okşadı. “Bir tur daha,” dedi gülümseyerek. Hemen sertleşmeye başladım. Bu sefer onu dizüstü çevirdim. Kalçalarını kaldırdı, belini çukurlaştırdı. Arkadan girdim. Bu pozisyonda daha derine ulaşabiliyordum. Ellerimle kalçalarını kavradım, parmak izleri bıraktım. Her vuruşta meme uçları yatağa sürtünüyordu. Ayşe başını çevirip bana bakıyordu; ağzı açık, gözleri yarı kapalı. “Daha hızlı… sik beni paramparça…” diye inledi. Emrine uyarak tempo tuttum. Bir elimle saçlarını tuttum, diğer elimle kalçasını şaplakladım. Kırmızı izler belirdi. Her şaplakta inlemesi yükseliyordu.
İkinci orgazmı daha şiddetli geldi. Bacakları titredi, kolları güçsüz kaldı. Ben de o an boşaldım; bu sefer biraz dışarı çekip kalçalarının üzerine, beline doğru akıttım. Sıcak damlalar teninde iz bıraktı. Ayşe yorgun ama tatmin olmuş bir gülümsemeyle yatağa yığıldı. Ben de yanına uzandım. Ellerimiz birbirimizin teninde gezinmeye devam etti. Bir süre sessizce kaldık, sadece nefesler duyuluyordu.
Sonra Ayşe doğruldu, banyoya gitti. Duş sesi gelirken ben de yatağın kenarına oturdum. Birkaç dakika sonra çıplak ve ıslak halde döndü. Havlu bile almamıştı. Su damlacıkları meme uçlarından süzülüyordu. Yanıma oturdu, elini tekrar sikime götürdü. “Hâlâ sert,” diye fısıldadı. Bu sefer o üstüne bindi. Dizlerini yatağa koyup sikimi tuttu ve yavaşça üzerine oturdu. İçine aldığı anda ikimiz de inledik. Ayşe kalçalarını öne arkaya savurmaya başladı. Ellerim göğüslerindeydi; avuçlarımla sıkıyor, uçlarını çimdikliyordum. O yukarı aşağı hareket ederken meme uçları avuçlarımda kayıyordu.
Tempo gittikçe hızlandı. Ayşe’nin ıslaklığı uyluklarıma aktı. Bir ara durup sadece ileri geri sürttü; klitorisi sikimin köküne sürtünüyordu. Gözleri kapalı, dudakları aralıktı. “Gel… birlikte boşalalım,” dedi. Hızımı artırdım, kalçalarımı yukarı savurdum. Birkaç saniye içinde o tekrar kasıldı, inledi ve ben de aynı anda boşaldım. İçine aktıktan sonra yavaşça indi, yanıma uzandı. Bu sefer daha uzun süre sessiz kaldık.
Gece ilerlerken birkaç tur daha yaptık. Birinde onu duvara yasladım, bir bacağını kaldırıp ayakta siktim. Diğerinde oturma odasındaki koltuğa oturttum, dizlerinin arasına girip dilimle tekrar yaladım. Her seferinde farklı bir ritmi, farklı bir dokunuşu denedik. Ayşe’nin bedeni yorgunluktan titrerken bile “Daha” diyordu. Ben de onun isteklerini yerine getirdim. Sabaha karşı son bir tur attık; bu sefer yavaş, uzun ve derin. Her hareketi hissederek, her nefesini dinleyerek. Boşaldığımızda ikimiz de tamamen bitmiştik.
Sabah ışıkları perdelerden süzülürken Ayşe hâlâ yanımdaki çarşafların arasındaydı. Gözlerini açtığında gülümsedi. “Bir daha gel,” dedi kısaca. Ben de başımı salladım. Kalkıp giyindim, kapıya doğru yürüdüm. Arkamdan seslendi: “Bir dahaki sefere daha uzun kal.” Gülümseyerek başımı çevirdim ve dışarı çıktım. Bahçelievler’in sabah serinliği yüzüme çarptı. Telefonum cebimdeydi; yeni bir mesaj bekliyordum belki. Ama o an sadece yürüdüm, aklım hâlâ odadaki o kırmızı ışıkta, o ıslak çarşaflarda ve Ayşe’nin inlemelerindeydi.
Akşamüstü tekrar o sokağa döndüm. Bu sefer doğrudan kapıyı çaldım. Ayşe yine aynı elbiseyle açtı. İçeri girer girmez öpüştük. Bu kez daha aceleciydik. Giysiler yerde birikti. Onu mutfak tezgâhına oturttum, bacaklarını ayırdım ve dilimle başladım. Ayşe arkaya yaslandı, bir eliyle tezgâhı tuttu. Klitorisini emdikçe bacakları titredi. Parmaklarımı ekledim, iki tane birden. İçini tararken dilim dışarıda çalışıyordu. Orgazmı çabuk geldi; tezgâha tutunarak inledi, ıslaklık avuçlarıma aktı.
Kalkıp onu çevirdim. Tezgâha eğildi, kalçalarını bana doğru uzattı. Arkadan girdim. Bu sefer daha sert, daha hızlı. Her vuruşta tezgâh sarsılıyordu. Ellerim belindeydi, parmaklarım tenine gömülüyordu. Ayşe’nin inlemeleri mutfakta yankılanıyordu. “Daha derine… evet… orası…” diye kesik kesik konuşuyordu. Bir elimle saçlarını tuttum, diğer elimle kalçasını şaplakladım. Kırmızı izler oluştu. Tempo gittikçe yükseldi. Ayşe bir kez daha boşaldı; duvarları sikimi sıktı, bacakları titredi. Ben de o an boşaldım, sıcaklığı içine aktı.
Sonra banyoya geçtik. Duşun altında öpüşürken ellerimiz birbirimizin bedeninde gezindi. Ayşe diz çöktü, suyun altında sikimi ağzına aldı. Sıcak su ve sıcak ağız… Başımı duvara dayadım. Derinlere indirdi, boğazını açtı. Ellerim saçlarındaydı. Bir süre böyle devam ettik. Sonra kalktı, sırtını duvara dayadı. Bir bacağını kaldırdım, girdim. Ayakta, suyun altında, yavaş ve derin. Her hareketi hissediyorduk. Ayşe’nin tırnakları sırtıma geçti. Boşaldığımızda suyun altında kalakaldık, nefes nefese.
Gece boyunca odalar arasında dolaştık. Oturma odasında koltuğa oturttum, üstüne bindim. Yatak odasında dizüstü çevirdim. Her pozisyonda farklı bir hız, farklı bir dokunuş. Ayşe bazen domine etti, bazen teslim oldu. Bir ara ellerini arkadan bağladım, gözlerini kapattım. Körken her dokunuşu daha yoğun hissediyordu. Dilimle her yerini yaladım; boyun, meme uçları, göbek, uyluk içleri, klitoris… Parmaklarımı soktum, ritmi değiştirdim. Orgazmı geldiğinde bağırdı, vücudu kasıldı. Sonra bağları çözdüm, onu kucakladım.
Sabaha karşı yine yorgunduk ama tatmin olmuştuk. Ayşe yanıma kıvrıldı, başını göğsüme yasladı. “Bu semtte başka kimse yok,” diye fısıldadı. Ben de saçlarını okşadım. Dışarıda Bahçelievler uyanmaya başlamıştı ama içeride hâlâ gece devam ediyordu. Bir süre sonra tekrar harekete geçtik. Bu sefer yavaş, neredeyse tembel. Ellerimiz, dudaklarımız, tenimiz… Her şey birbirine karıştı. Son boşalmamızda ikimiz de titredik, sonra sessizliğe gömüldük.
Gün ışığı tam anlamıyla odaya dolduğunda kalktım. Ayşe hâlâ uyuyordu. Giyinirken bir kez daha baktım. Kısa bir not yazdım, yastığın altına bıraktım. Kapıyı sessizce kapattım ve sokağa çıktım. Hava serindi. Telefonum cebimdeydi. Yeni bir mesaj geleceğini biliyordum. Çünkü Bahçelievler’de bazı kapılar bir kez açıldı mı bir daha kolay kolay kapanmıyordu. Ve o kapının ardında her gece yeni bir hikâye yazılıyordu; ter, inleme, ıslak çarşaflar ve bitmek bilmeyen arzularla.
Akşamüstü yine oradaydım. Bu sefer Ayşe kapıyı açar açmaz beni içeri çekti. Elbiseyi çıkarmadan öpüştük. Elleri pantolonumun içindeydi, benimkiler eteklerinin altındaydı. String’i kenara çektim, parmaklarımı ıslak deliğine soktum. Ayşe inledi, bana yaslandı. “Bugün seni yavaş yavaş tüketeceğim,” dedi. Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Onu yatağa götürdüm, yavaşça soyundum. Her parça kumaş yere düşerken gerilim artıyordu. Çıplak kaldığımızda birbirimizi uzun uzun seyrettik. Sonra o üstüme çıktı.
Sikimi tuttu, yavaşça üzerine oturdu. İçine aldığı anda ikimiz de nefes aldık. Ayşe kalçalarını dairesel hareketlerle savurmaya başladı. Ellerim göğüslerinde, parmaklarım uçlarında. Tempo yavaş yavaş yükseldi. Ayşe öne eğildi, dudakları benimkilere değdi. Öpüşürken kalçaları çalışıyordu. Bir ara durup sadece ileri geri sürttü. Klitorisi sikimin köküne sürtünüyordu. Gözleri yarı kapalı, nefesleri kesik kesikti. “Gel… şimdi…” diye fısıldadı. Hızımı artırdım. Birkaç saniye içinde o kasıldı, inledi ve ben de boşaldım. İçine aktıktan sonra yavaşça indi, yanıma uzandı.
Bir süre dinlendik. Sonra Ayşe doğruldu, bana döndü. “Sıra sende,” dedi. Ben de onu sırtüstü yatırdım, bacaklarını omuzlarıma aldım. Girdim. Bu sefer derin ve yavaş. Her vuruşta biraz daha derine. Ayşe’nin tırnakları çarşafa gömüldü. “Daha sert… evet… orası…” diye inledi. Hızımı artırdım. Yatak gıcırdadı. Bir elimle boğazını hafifçe sıktım, diğer elimle klitorisini ovdum. Orgazmı geldiğinde bütün vücudu gerildi, yüksek bir sesle inledi. Ben de birkaç vuruş sonra boşaldım.
Gece ilerledikçe turlar çoğaldı. Birinde onu koltuğa oturttum, dizlerinin arasına girdim. Dilimle yaladım, parmaklarımı soktum. Ayşe başını arkaya attı, bacaklarını daha fazla açtı. “İçine gir dilinle… daha derine…” diye yalvardı. Emrine uydum. Orgazmı dilimin üzerinde geldi. Sonra kalktım, onu dizüstü çevirdim. Arkadan girdim. Ellerim kalçalarında, parmak izleri bırakarak. Her şaplakta inlemesi yükseldi. Tempo hızlandı. Ayşe bir kez daha boşaldı, ben de peşinden.
Banyoda, duşun altında, mutfakta, koridorda… Her yerde denedik. Ayşe bazen diz çöküp ağzına aldı, bazen üstüme bindi, bazen duvara yaslandı. Her seferinde farklı bir ritim, farklı bir dokunuş. Sabaha karşı son bir tur attık. Bu sefer yavaş, uzun ve derin. Her hareketi hissederek. Boşaldığımızda ikimiz de titredik, sonra birbirimize sarıldık.
Sabah olduğunda Ayşe hâlâ yanımdaki çarşafların arasındaydı. Gözlerini açtığında gülümsedi. “Yarın da gel,” dedi. Ben de başımı salladım. Kalkıp giyindim. Kapıya doğru yürürken arkamdan seslendi: “Bir dahaki sefere daha uzun… ve daha sert.” Gülümseyerek dışarı çıktım. Bahçelievler’in sabah ışığı yüzüme vurdu. Telefonum cebimdeydi. Yeni bir mesaj bekliyordum. Çünkü bu semtte bazı geceler bitmiyordu. Ve o gecelerin her biri, terle, inlemeyle, ıslak çarşaflarla ve bitmek bilmeyen arzuyla doluydu.
Akşamüstü yine aynı sokağa döndüm. Kapıyı çaldım. Ayşe açtı. Bu sefer siyah bir sabahlık vardı üzerinde. İçeri girer girmez sabahlığı açtım. Altında hiçbir şey yoktu. Ellerim göğüslerine gitti, dudaklarım meme uçlarına. Ayşe inledi, başını geriye attı. Onu yatağa götürdüm, yavaşça yatırdım. Bacaklarını ayırdım, dilimle başladım. Klitorisini emdim, dilimi deliğine soktum. Parmaklarımı ekledim. Ayşe’nin kalçaları yükseldi, elleri saçlarıma gömüldü. Orgazmı çabuk geldi; inledi, ıslaklık dilime aktı.
Kalkıp üstüne çıktım. Girdim. Yavaş ve derin. Her vuruşta biraz daha. Ayşe’nin tırnakları sırtıma geçti. “Daha hızlı… sik beni…” diye inledi. Tempo tuttum. Yatak sarsıldı. Bir elimle boğazını sıktım, diğer elimle meme ucunu çimdikledim. Orgazmı geldiğinde bağırdı, vücudu kasıldı. Ben de peşinden boşaldım. İçine aktıktan sonra yanına uzandım.
Bir süre sonra Ayşe doğruldu, bana döndü. “Sıra bende,” dedi. Üstüme bindi. Sikimi tuttu, yavaşça üzerine oturdu. Kalçalarını savurmaya başladı. Ellerim göğüslerindeydi. Tempo yükseldi. Ayşe öne eğildi, dudakları benimkilere değdi. Öpüşürken kalçaları çalışıyordu. Bir ara sadece sürttü. Klitorisi sikimin köküne sürtünüyordu. “Gel… birlikte…” diye fısıldadı. Hızımı artırdım. Birkaç saniye içinde o kasıldı, ben de boşaldım.
Gece boyunca devam ettik. Her odada, her pozisyonda. Ayşe bazen teslim oldu, bazen domine etti. Bir ara ellerini bağladım, gözlerini kapattım. Körken her dokunuşu daha yoğun hissetti. Dilimle her yerini yaladım. Parmaklarımı soktum. Orgazmı geldiğinde bağırdı. Sonra bağları çözdüm, onu kucakladım.
Sabaha karşı yorgunduk ama tatmin olmuştuk. Ayşe yanıma kıvrıldı. “Bu semtte senin gibi kimse yok,” diye fısıldadı. Ben de saçlarını okşadım. Dışarıda Bahçelievler uyanıyordu ama içeride hâlâ gece vardı. Bir süre sonra tekrar harekete geçtik. Bu sefer yavaş. Ellerimiz, dudaklarımız, tenimiz… Her şey karıştı. Son boşalmamızda titredik, sonra sessizliğe gömüldük.
Gün ışığı odayı doldurduğunda kalktım. Ayşe uyuyordu. Giyinirken bir not yazdım, yastığın altına bıraktım. Kapıyı kapattım. Sokağa çıktım. Hava serindi. Telefonum cebimdeydi. Yeni bir mesaj geleceğini biliyordum. Çünkü Bahçelievler’de bazı kapılar bir kez açıldı mı kapanmıyordu. Ve o kapının ardında her gece yeni bir arzu yazılıyordu; terle, inlemeyle, ıslaklıkla ve bitmek bilmeyen istekle.
Akşamüstü yine oradaydım. Ayşe kapıyı açtı. Bu sefer kırmızı bir elbise vardı. İçeri girer girmez öpüştük. Elbiseyi sıyırdım. Altında siyah dantel vardı. Ellerim dantelin altındaydı, benimkiler eteklerinin. String’i kenara çektim, parmaklarımı soktum. Ayşe inledi. “Bugün seni tüketeceğim,” dedi. Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Onu yatağa götürdüm. Soyunduk. Çıplak kaldığımızda birbirimizi seyrettik. Sonra o üstüme çıktı.
Sikimi tuttu, üzerine oturdu. İçine aldı. Kalçalarını savurdu. Ellerim göğüslerinde. Tempo yükseldi. Ayşe öne eğildi, öpüştük. Kalçaları çalışıyordu. Bir ara sürttü. “Gel… şimdi…” diye fısıldadı. Hızımı artırdım. O kasıldı, ben boşaldım.
Bir süre dinlendik. Sonra onu sırtüstü yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım. Girdim. Derin ve yavaş. Her vuruşta daha derine. Ayşe inledi. “Daha sert…” dedi. Tempo tuttum. Yatak gıcırdadı. Bir elimle boğazını sıktım, diğer elimle klitorisini ovdum. Orgazmı geldi, bağırdı. Ben de boşaldım.
Banyoda, duşun altında, mutfakta… Her yerde. Ayşe diz çöküp ağzına aldı, üstüme bindi, duvara yaslandı. Her seferinde farklı ritim. Sabaha karşı son tur. Yavaş, uzun, derin. Boşaldık, titredik, sarıldık.
Sabah olduğunda Ayşe yanımdaki çarşaflardaydı. Gözlerini açtı, gülümsedi. “Yarın da gel,” dedi. Başımı salladım. Giyindim. Kapıya yürüdüm. “Bir dahaki sefere daha uzun ve daha sert,” dedi. Gülümseyerek çıktım. Bahçelievler’in sabah ışığı yüzüme vurdu. Telefonum cebimdeydi. Yeni mesaj bekliyordum. Çünkü bu semtte bazı geceler bitmiyordu. Ve o gecelerin her biri terle, inlemeyle, ıslak çarşaflarla ve bitmek bilmeyen arzuyla doluydu.
Akşamüstü aynı sokağa döndüm. Kapıyı çaldım. Ayşe açtı. Siyah sabahlık. İçeri girdim, sabahlığı açtım. Altında hiçbir şey yoktu. Ellerim göğüslerine, dudaklarım meme uçlarına. Ayşe inledi. Yatağa götürdüm. Bacaklarını ayırdım, dilimle başladım. Klitorisini emdim, dilimi soktum. Parmak ekledim. Orgazmı geldi, ıslaklık dilime aktı.
Üstüne çıktım. Yavaş, derin. Ayşe tırnaklarını sırtıma geçirdi. “Daha hızlı…” dedi. Tempo tuttum. Boğazını sıktım, meme ucunu çimdikledim. Orgazmı geldi, bağırdı. Ben boşaldım.
Gece boyunca devam. Her oda, her pozisyon. Ellerini bağladım, gözlerini kapattım. Dilimle yaladım. Parmaklarımı soktum. Orgazmı geldi, bağırdı. Bağları çözdüm, kucakladım.
Gün ışığı doldu. Kalktım. Not yazdım, yastık altına bıraktım. Kapıyı kapattım. Sokağa çıktım. Hava serindi. Telefonum cebimde. Yeni mesaj geleceğini biliyordum. Çünkü Bahçelievler’de bazı kapılar bir kez açıldı mı kapanmıyordu. Ve o kapının ardında her gece yeni arzu yazılıyordu; terle, inlemeyle, ıslaklıkla ve bitmek bilmeyen istekle.
Akşamüstü yine oradaydım. Ayşe kapıyı açtı. Kırmızı elbise. Öpüştük. Elbiseyi sıyırdım. Siyah dantel. Ellerim dantelin altında. String’i çektim, parmaklarımı soktum. “Bugün seni tüketeceğim,” dedi. Yatağa götürdüm. Soyunduk. O üstüme çıktı.
Sikimi tuttu, oturdu. Kalçalarını savurdu. Ellerim göğüslerinde. Tempo yükseldi. Öpüştük. Sürttü. “Gel… şimdi…” Hızımı artırdım. O kasıldı, ben boşaldım.
Bu şekilde saatlerce, günlerce, gecelerce sürdü. Her buluşmada biraz daha derine indik. Her dokunuş biraz daha iz bıraktı. Bahçelievler’in o dar sokaklarında, o kırmızı ışıklı odada, her gece yeniden başladık. Ve her seferinde aynı arzu, aynı ıslaklık, aynı inlemeler… Bitmek bilmeyen bir döngü. Ben ve Ayşe.